24 Eylül 2019 Salı

DENEME

                                   
  HAKİKATLE DOLU BİR SES 
                                                                           
                                                                                        Her tanımlama bir sınırlamadır.
                                                                                                                          Andre Suares     
 
                                                                       


Kendine özgü bir derleme... Derlenen hikayeler emniyet hayali ile dahil oldukları hayatta sürekli kontol halindedirler. Teyit edilen yaşamlar bir takım formalitelerle güncellenmekte. Ritmik varyasyonlarla ilerleyen nice mutsuzluklar, mutlu gibi görünenler rollerine sadıktırlar. Sırf "yararsız gürültü" için yararlıdan çok daha fazlası gibi -mış- yapmalar başlar.

Bizi kimlerin önemsediğini bilmeyiz. Sadece ait olmak yeter. Benzer düşünmek mi? Yoksa soğuk bir değişim mi çabamız? Dayatmalar mı? Yoksa bağnazlık mı? Bazen de gereksiz bir savunma içerisinde oluşumuz mu bizi şeytanlaştıran? İnkarsa masumiyetten daha derin. Hepimiz insanız. Zayıfız. Derin güvensizliklerimiz var bu yüzden. Özensiz bir sözcüktür kimi zaman alabora olan. Boşluk dolduralım diyorum... Kuralları harfi harfine ezberlemektense belki de akışına bırakmalı. Fikirlerle dans edebilmek, beklentilerden uzaklaşabilmek aynı zamanda. Takip et. Biziz sınır. Burası yaşadığımız yer, burası kalbimiz. Yavaş yavaş. Öyle tepeden inme gibi değil. Yorgunuz aslında. Yolda bıraktıklarımız hep bizimle. Ama tekrarlar bir işe yaramaz ki... Eylem ve gerçek duygulardır aslolan.

Dolayısıyla sessizleşiriz. Özendiriliriz belkilere. Nelerden korkmazsak mutlu olabiliriz diye bekleşiriz öylece. Neleri kutlayabileceğimize birileri karar verir sürekli. Yargılanabiliriz.  İşte bu yüzden "çocukluk" hududun diğer tarafında. Çünkü hala umut dolu. Israrla saf ve vaat dolu. Yetişkinlerde gelecek çoktan dolmuştur. İçimizde ki yabancı geniş zamandadır artık.  Ne zaman kasvet değerimizi küçültmeye başlarsa ; işte o zaman diğer taraftan gelen sese, yani çocuk geçmişimize yöneliriz. 

İşte sınırlanmayı kabul etmeyişimiz burada belirir. Ehlilleşmeyi sukunetle o bildik dünyadan isteriz. Öyle laf olsun diye değil özgür olmak için...Sevginin en saf hali lazım bize. Issız avlanışlar değil. Yürekten duyulan bir evet resmedebilir bilincin doğal halini. Güncel etiketlerdir kelimelerin arasına serpiştirilen. Peki ya hissedilenler? Kolayca söze dökemediklerimiz? Tatminsiz nefesler hafif bir ironiyle sızmakta. Bir şeyler soluyorlar orada olmayan. Ne kadar çok soru, ne kadar az yanıt! Aslında yaşamın aciliyeti var. Hafiflemek ve sadece görebilmek. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder